• Yeşim Atik

Yoga günlüğünden

Gecenin sessizliğini seviyorum. Sabah yapamadığım pratiği gece yapabilirim belki, uykum yok bir huysuzluk var üstümde huzursuz bir tavır, elim ayağım konacak yer bulamıyor, koltukların hiç biri rahat değil bu gece. Mutfak kedisi olacağına otur matın üzerine, bir şey gelir belki gelmese de savasana yaparım bir kelebek pozdan sonra. (bu düşünce ile mata çıkmak hep hoşuma gidiyor. Özgür olmak gibi mecburiyet beni hep yoruyor, sıkıyor ve bunaltıyor. Gevşek ve sınır koymadan kendime, belki 15 dakika belki 2 saat pratik benim arkadaş)  Küçük bir ısınma; dört ayakta, kedi sırtı, inek sırtı. Nasıl iyi geliyor omurgama. Kürek kemiklerim birbirine yaklaşırken aldığım nefes, boynumun yavaş, yumuşak uzayışı ve pelvisin yumuşakça yükselişi. Karnımın sırtıma yaklaşması verdiğim nefesle, kürek kemiklerimin birbirinden sakince ayrılışı, boynum şefkatle eğiliyor aşağıya doğru, böyle boyun eğmek ne zarif geliyor, teslim olarak ne varsa kabul ederek ve yine pelvisin boynuma ve karnıma uyumuna hayran kalıyorum.  Balasana (çocuk)  büyüsü; ve ayak topuklarımın kalçalarımla buluşması, anlımın yerle teması…. Karnım sıkışıyor, nefesim küçülüyor. Omuzlarım yere yumuşadıkça bacaklarımı biraz daha açmak istiyorum. yogaya ilk başladığım zamanlar ‘’ne kadar rahtsız bir asana’’ diye düşünürdüm. Şimdi çok seviyorum. Sanki içime sığınmak gibi, bilge bir kişiye danışmak gibi geliyor anlımı yere koyduğumda. Ne garip karnım sıkıştıkca rahatlıyor. -hayatta önce sıkıştırıp öğretiyor sonra rahatlatıyor… -eskiden ne çok korkardım, paniklerdim sorunların arasında sıkıştığımda -öğrendin artık kuzum takmamayı her şey herkes üzemiyor artık.. Ne çok ses ve görüntü var kafamda aslında sözcüklere dökemediğim  -hadi ellerini dizlerinin yanına koy, çeneyi kalbe çek yavaşça, tek tek omurları üst üste diz yumuşak ve şefkatle. -sağol hocam Biraz kürek kemiklerimi yaklaştırmak istiyorum birbirlerine. Göğüs kafesimi açmak.  -ellerini kalçalarının arkasına yerleştir. Aldığın nefesle gögüs kafesin yükselsin, kürek kemiklerin yaklaşsın birbirine ve verdiğin nefesle yuvarla omuzlarını öne doğru, çene kalbe yaklaşırken, karnın sırtına doğru yolculuğa çıksın nefesin ve hareket iç içe her anı fark ederek… -şiiir gibisin yine hocam… Bu gidiş geliş, buluşmalar ayrılışlar…. Kelebek olalım birazda;  -iki oturma kemiğini bul yerleş. Omurga uzun. Ayak tabanlarını birbirine yapıştır. Kasıklardan uzak olsun. Bu gün derdimiz omurga. Pelvisi geriye doğru gönderirken kalçadan katlan öne doğru. Bul gidebildiğin yeri  -işte burada çekiştirmek istiyorum her şeyi çekiştirdiğim gibi… -bırak artık çekiştirmeyi geleceğin yeri gördün bırak tuttuğun her şeyi. Dizlerin bıraksın önce bacalarının içi biraz daha yumuşak ve karnın daha rahat olabilir mi? O rahatlığı taşı omuzlarına izle kürek kemiklerinle omuzlarının ilişkisini yumaşatarak bırak. -nasıl bir ilişki bu arkadaş nasılda birbirlerinin gözüne bakıyorlar… biri gevşiyor hemen ardından diğeri. İşte evde de aynı böyle etkiliyoruz birbirimizi. -beden nasıl bir şey kuzum… bedendeki ilişkiyi anladıkça dünyayı anlayacaksın be  pesss!!! -buraya kadar geldim ya sen ona bak ukala… Bıraktıkça bırakasım geliyor… -yıllardır değmedi ama kafa ayaklara, düşmedi o dizler tamamen yere… -burnundan giren nefesi fark et orada kal. Her beden farklı, bedenin izin verdiği kadar… -ah hocam sende olmasan… Sadece orada kalmak ve nefesimin gittiği yeri izlemek kaç dakika sürdü bilmiyorum. Belki kaldıkça kalasım geldi, beklide kaldığım süre az olmasına rağmen çok geldi bilmiyorum ama içimdeki hoca ‘’hadi’’ dedi’’ hadi gel artık’’ … -çeneyi kalbe doğru çek. Tek tek diz omurları birer birer. Ne zaman ki rahatladı omuzlar şimdi o nazik boyun omurlarını diz bakalım. Tutuver dizlerini yardım et kapat bacaklarını, bırakıver bedenini yere doğru… -Yere bırakmak ne zor şey, tuttuğunu bırakmak gibi. Oysaki ne zor tuttum ben onu… İlk anda olmuyor bırakamıyorum sanki -yerleş rahatını bul orada. Belki bel kavisin yukarıda kaldı katla bir battaniye yerleştir beline rahat olsun… Evet  bedenim rahat ettikçe bırakıyor kendini güveniyor, desteklendikçe konuşuyor benimle. Bacaklarım önde olmasına rağmen nasılda acımış iç bacaklar. Sıcacık bir şeyler yayılıyor bacaklarımın tamamına. Belim battaniyede tek tek bırakıyor omurları kalçalarım sanki daha yumuşak ama bacaklarım bırakmıyor tutuyor onlarda bir hareket isteği var hala -yapma kuzum ,sen yapman gerekenleri … dön aynı bahanelerle… o bacaklar bırakmayacak…fark et sadece matın üzerindeki tavrın değiştikçe değişecek hayattaki tavrın sakin ve nefesle an da kal. Buradasın ve bırakabilirsin… Ayaklarım iki yana düşüyor önce. Bacaklarım eşlik ediyor ve işte mutlu son. Sanki bir melodinin içinde bedenim nefesime uyum sağlayan bir melodi bu omuzlarım, sırtım artık hepsi yerde bedenim kendi bildiği gibi nefes alıyor. Zihnimin sustuğu bedenimin bıraktığı yerdeyim. Burada bir dakika kalmalıyım ama pratik benim arkadaş dakika tutan yokJ Acaba ders verirken yanlış mı yapıyorum bazen kalkmak istemiyor insan. Belki onlarda kalkmak istemiyor.  -işte hayat tam da bu kuzum kalkmak istemediğin yerde ‘’hadi’’ der…, -ama ben kendi zamanında yavaş yavaş bedenini dinleyerek kalk diyorum… -Kendini savunma onlara yat diyorsun yatıyor kalk diyorsun kalkıyorlar… -Yavaşça çek dizlerini karnına, sallan sağa sola. Düşür kendini sağ tarafına anne karnı cenin pozuna… Burada her zaman öyle rahat ediyorum ki kolumu başımın altına yastık yapıyorum, dizlerimi iyice çekiyorum karnıma. Bütün yüz kaslarımın burada gevşediğini hissediyorum. Ben zaten tam zamanında doğmuşum. Buradan hiç kalkmasam  -haaa don geçen günkü gibi… kaç dakika kaldın bilmem ama üşüyerek uyandın hatırla!!! Hasta ol gene… -sol elinden destek alarak yavaşça gel bir oturuşa… -gelmeseydik… olmazmıydı… -gene su koyma devam… -ayyy mutluyum ben kalkmaya niyetim yok matın üzerinden O zaman gelsin tırtıl (catterillar) ;bul iki oturma kemiğini yerde,uzat bacaklarını öne doğru bırak kuyruk sokumu yeryüzüne doğru insin. Omurga gökyüzüne yükselsin ama doğal kıvrımında… Katlan kalçadan bacaklarına doğru Ahhh ahhh  zavallı arka bedenim ben seni o kadar mı ihmal ettim. Bacaklarımın arkası, sırtım hem açılıyor, hem acıyor ama tatlı bir acı hem de ısınıyor sanki. Durdukça dizlerim acıdı sanki -destekle dizlerinin arkasını acı olmasın güvensin ve bıraksın… -tamam hocam, o zaman hemen battaniye koyalım … Ne güzel şey desteklenmek. Kendini güvenerek bırakmak. Kendimi güvenerek bıraktığım kaç kişi var hayatımda ? -yarın ne yemek yapacaksın? Bu gün çok uyduruk yemek yaptın bu evde çocuk var farkında mısın?… -karnını gevşet ve farkındalığını nefese getir. Gevşemiyor karnım, karnımı bırakmayınca omuzlarımı da tutuyorum. -bacaklarını biraz daha bırak, kalçaların biraz daha güvensin yeryüzüne ve karnın bu güvenle yumuşasın. Eve döndüğün yer orası güvende ve rahat olduğun yer sadece dur ve izle olanı, dönüşeni… Yin pozlarda genelde 5 dakika kalırız ama ben bu pozda yani evimde kaç dakika kaldım bilmiyorum. Sadece izlemek iyi geldi. -tek tek omurları üst üste dizerken kendine gösterdiğin şefkati izle ve yavaşladığında ne oluyor bak bakalım. Bırak sırt üstü bedenini yere ve izleme zamanı yine  Her şeyi yere bırakmak ne güzel. -çekiver dizlerini karnına sağa sola sallan, bedenin istediği gibi… kollarını aç iki yana dizlerini bırak sağ tarafa, başın sola dönsün twist poz… -Hani bir şarkı var ‘’kafa nereye ben oraya’’ diyor ya, senin bacaklar bir yana kafa başka yana gidiyor ne olacak bu durum… Omurgam uzuyor sanki, kıvrılırken bir şeyin uzaması mümkün mü? -topla dizlerini ve başını ortaya sallan sağa sola bedeninin ihtiyacı nasıl sallanmaksa öyle sallan. Bedenin istediği zaman dursun. Açıver kollarını iki yana düşür dizlerini sola, başını sağa çeviriver Sağ bacağım inmedi sol bacağın üzere rahatlamadı sağ bacak kaldı yukarda ağır ve sert…  -bir destek koy yine bacaklarının arasına… İşte harika bacağım rahatlayınca nasılda salıverdi omuzlarım. Her seferinde aynı şeyi hissediyorum nasılda mücize bir bedenin içindeyiz.

Sallanarak toplandım yine sefayla, edayla çünkü savasana vakti geldi artık… Sıcacık battaniyemi örttüm, bacaklarımın altına da bir bolster aldım, artık her şey hazır gevşemek için. Önce ayaklarım iki yana düşüyor, bacaklarım eşlik ediyor. Kalçalarım yere doğru yumuşarken belime sessiz bir davet sunuyor. Bel omurlarım tek tek yere bırakırken, sırtıma kürek kemiklerim ve omuzlarım eşlik ediyor. Saat kaç oldu acaba? –  bırak düşünce gelsin ve geçsin…. Boynum boğazım daha yumuşak, dudaklarım hafif aralanıyor, ve yüz kaslarım artık yok sanki… Bedenimi aşağıya doğru çeken bir şey var. Verdiğim nefesle biraz daha fark ediyorum yere değen yerleri… biraz daha ağırlaşıyor her şey…  ne kadar kaldım bilmiyorum uyku ile uyanıklık arasında bir yerlerde….  

Namaste Önce kendime teşekkür ediyorum  

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

KALP ÇAKRASI

KALP ÇAKRASI