• Yeşim Atik

KALP ÇAKRASI

Güncelleme tarihi: 7 Nis

Hayat kendini kabul ettiğin sürece akar, öyle bir akar ki bazen gürül gürül bazen durup susarak. İster ki sen güven, bırak doğa ananın kollarına kendini, o taşıyacak zaten seni. Dönüştüre dönüştüre, ağlata güldüre, özüne ine çıka var olacaksın bu hayatta. Hoş geldin evine, hoş bul arkadaşım eksiklerinle gediklerinle, olanınla olmayanınla önce kendine şefkatle baktığın yer burası; kalp çakrası. Anahatha çakra seni sana sevgiye, şefkate davet ediyor…




Bırak geçmişi, bırak geleceği. Teknolojinin icadı yarının hava durumunu bilmeyi… Sen kendi içindeki havayı nasıl hissediyorsun? Kendine sarılmakla başlar hayatın. Kendine sarılamadığın kadar başkalarına sarılır, onları kontrol etmeye çalışırsın. Artık gerçekle karşılaşma gücüne sahipsin sen, üçüncü çakrada öğrendin ateşi dengelemeyi. Aşk, ateş ve havanın birleşimi gibidir. Yanarsın, sonunu düşünmeden aşkla, hava çarpar yüzüne yana yana yükselirsin küllerinle inersin toprağa, yeniden doğmaya. Burası denge: aşağıda üç çakra, yukarıda 3 çakra daha. Kalp çakra dünyevi hırsları, kıskanmayı, öfkeyi, kendine küsmeyi, etrafa kusmayı bıraktığın, gülümseyerek, taa derinden “bilerek” sustuğun yer. Hayatın sana aktığına emin olduğun yeri bulmak kalpten geçiyor. Zihinle beden arasında, kendin ve karşındaki arasında, iç ile dış alem arasında, almak ve vermek arasında denge burada. Nefesine bak nasıl akıyor, kalbin nasıl atıyor? Anahatha çakra kendinle baş başa sohbete oturduğun yer. Burası egonun ötesinde bir yer, çırılçıplak kendini sarmaladığın, sarmaladıkça çoğaldığın, aktıkça akıttığın yer tam göğüs kafesin. Hadi izin ver kürek kemiklerin rahatlasın, kimseyi taşıma orada, kendini de taşıma. Gerçeğini kabul ettiğinde akacak, basitleşecek hayat. Nar gibi insan aslında dışarıda sert bir kabuk, içeride bin bir tane. Her tane bir birindeneye ihtiyacım var? Dışarıda yağmurlu rüzgârlı bir hava, seninse halletmen gereken bir işin var, zihin “çabucak hallet, gitmen lazım” diye diretir. İçinden bir ses başka değerli ve sevilmeye değer. Önceki yazılardan hatırlarsınız, ilk üç çakra bizi hayata bağlayan ve var olmamızı sağlayan çakralar. Daha maddesel, hayati var olmak, hayatta kalmak, hareket etmek, ortaya çıkmak ile ilgiliydi. Kalp çakra da artık süptil olana doğru geçiş yapıyoruz, aslında çıktığımız yolculuğun en keyifli yerindeyiz. Neye ihtiyacım var? Dışarıda yağmurlu rüzgârlı bir hava, seninse halletmen gereken bir işin var, zihin “çabucak hallet, gitmen lazım” diye diretir. İçinden bir ses “bu gün olmasa da olur, yarın da yapabilirim” der. Bu iş hayati bir mesele değilse çok ince bir ipin üzerinde geziyorsun demektir. Sesler karışabilir, ipin üzerinden düşebilirsin. Zihin, ego en başarılı, en reddedilmeyen, en iyi sen ol diye “disiplini bozma, git işini yap dön” derken sana kendini aşağıya çekmen için malzeme verir “tembelsin, disiplinsizsin.” İçerideki ses “şu anda battaniye altında bedenimi sıcak tutmaya ve uyumaya, sıcak bir tas çorba içmeye ihtiyacım var” der. İşte buradaki denge çok değerli. Belki ilk denediğinde suçluluk duyacaksın ama ihtiyacın olanla beslendiğinde nasıl da verimli olduğunu gördükçe ihtiyaçlarına, kalbinin sesine daha sık kulak vereceksin. İyi niyetler kalp çakrası dengede olduğu zaman akar geçer içinden ve kalbinden geçirdiğin, sindirdiğin, süzdüğün, gerçekleşir. İşte tam da bu nedenle “kalbini kirletme” babamın dediği gibi “kalbini ferah tut.” Çevreni kontrol etmeye çalışıyorsan dur bir bak; hayat akıyor, sen neyi kontrol edebiliyorsun? Boş ver hayatı, fakat “salla” demiyor aman yanlış anlama. “Senden büyük bir şey var, nefes al’’ diyorum. Nefes kalbi geçmişten ve gelecekten arındırır, şimdi olana getirir. “Şu an” olana, “acı” ya da “sevgi” dolu… Sanma ki kalp çakrası “çok kalp”, “çok mutluluk,” “çok sevgi”, “çok aşk…” Başta da dedim ya; aşk için yanmak, küllerini savurup, yeniden toprağa dönmek gerek. Kalbin kapılarını açtığında, içeri hırlısı da girecek hırsızı da …

Devamı haftaya

Sevgiyle

Yeşim Atik

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

KALP ÇAKRASI