• Yeşim Atik

KALP ÇAKRASI

Güncelleme tarihi: 6 Nis

Kalp çakrasına geçebilmek için “güç” ve “cesaret”i iyi anlamamız gerekiyor. Güçlü olmak için tek başına her şeyin üstesinden gelmene gerek yok. Yaşadığın duygusal, fiziksel zorluğu “ben kendi ayaklarımın üzerinde durmalıyım” diyerek kendini gereksiz bir efora zorlamak değil güçlü olmak. Güç, o anda ihtiyacın olanı fark ederek toplanabilir. Arkasından cesaret gelir ki, gerçekleştirebilirsin artık… Karşındaki zorluğa veya belirsizliğe rağmen yürüme hali cesaret. Birçok insan tanıyorum hayatlarını garantiye alarak yaşayan. Ne tuhaf ki ölümlü olduğunu bilip ölümsüz gibi yaşayan tek canlı insanoğlu. İşte o garantide yaşama haline konfor alanı diyoruz. Bildiğin yerden yumruk geliyor ve sen ona göre gardını alıyorsun. Bu alanda güç veya cesaret yok, ki o vakit kalp atışını duymuyorsun çünkü otomatik pilot devrede zihin deneğim çuvalına elini atıyor ve karar veriyor… Gücü ve cesareti dengelediysen kalp çakrasında kabule geçebilirsin. Yani, kendi gerçeğinle karşılaşma gücünü toplayıp her şeye rağmen cesaretle kendine bakabildiğinde; olanı süslemeden, üzerine basmadan sadece sen yaşadığında kendine şefkatle bakabilirsin. Şefkatin içinde acıma, üstün görme yoktur. Şefkat artık yargısız bakma halidir. İçerideki çocuğa sarılma veya sadece yanında durma hali… Burada yaşadığım bir anı anlatmak istiyorum. Oğlum Yağız 4 yıl saçını uzattı, bir sabah kalktı “ben saçlarımı kısa kestireceğim” dedi. “Bu önemli bir karar emin misin?” dedik. “Eminim” dedi, “yarın gidelim berbere” dedim. Ertesi gün saat 13:00’a kadar oyalandım, çünkü bir değişiklik istiyor ve bu değişikliğin saçını kestirerek gerçekleşeceğini sanıyor. Evet değişecek ama onun düşündüğü değişiklik başka. Berbere giderken yolda konuştuk, “belki koltuğa oturup vazgeçerim” dedi, “olabilir” dedim. “Sen beni kapıda bekle anne” dedi, “tamam” dedim. “Karar senin kararın ben seni her halinle beğeniyorum” dedim. Berberden eve gelene kadar tuttu kendini, eve gelince kafasına bir bere geçirdi ve ağlamaya başladı; “Git anne” dedi ve bir sürü yargı sıraladı kendine dair. Ne desem işe yaramayacak biliyorum. İçimdeki çocuk öyle üzülüyor ki… Ben de yaşadım bu anları, üzüntüsünü anlıyorum ama ne yapmam lazım anne olarak bilmiyorum. Bildiğim tek şey “sen kendin karar verdin, ben sana söylemiştim” diye bağırmak ama öğrendiğim şey bu değil. O, kendini değiştirmek için güç topladı, belki günlerce oynadı saçlarıyla sonra bir cesaretle sonunu bilmediği bir karar verdi, şu anda “rağmen”i yaşıyor. Balkona çıktım başladım ağlamaya, içimde bir anne ses veriyor, bir küçük Yeşim “dur sadece yanında ol” diyor. Özgen’e mesaj attım “ne yapmalıyım?” Çünkü bir uzman desteğine ihtiyacım var. Özgen “sus, dur” dedi. Sustum ve durdum, bir sürü yemek yaptım o gün. Kafasında beresi ile geldi “güzel kokuyor” dedi, yemek yedi. Ertesi gün daha iyi kalktı, daha ertesi gün daha da iyi oldu. İşte, gücü kullanmayı, cesaretli olmayı böyle öğreniyoruz dedim içimden. O ne düşündü bilmiyorum, bildiğim tek şey çocuklukta ihtiyacımız olan tek şey yargılanmadan, suçlanmadan büyüyebilmek. Önümüze her an bir öğrenme kapısı açılabilir. Bu kapıdan girerek kırılmaya, üzülmeye, “rağmen” yürüyerek kalbimizi açabiliriz. İşte orada kendine şefkat gelişiyor. Denemenin, keşfin hazzı kalbini genişletebilir. Şefkatin ardından sevgi gelebilir. Kalp bedenin en kırılgan organı olmasına rağmen kendi kendini idare eden tek organı, beyin ölümü gerçekleşti derler ama kalp durmadan makineden ayırmaz doktorlar. Öz denge tam da burada çünkü burada kabul var, şükür var, özgürlük var. Kalp çakrasının elementi hava. Hava gibi hafif hava gibi ağır olma hali var. Hava tüm alana yayılır ve alanı kaplar. “Ayağını sıcak, kafanı soğuk”, “Kalbini ferah tut ” denge ancak böyle sağlanır. Kalp huzurun merkezidir. Hiç şüphesiz bırakma halini ancak korkuyu, yenilmeyi, düşmeyi iliklerimize kadar, tüm hücrelerimizle kabul ederek gerçekleştiririz. Tabii ki zihin işine karışacak “senin yüzünden, onun yüzünden” diyerek mantıklı bir açıklama getirecek. Sen kalbini ferah tut yapılması gerekeni yapılması gerektiği zaman yapmışsındır, sen o olgunluğa sahipsin. Alma verme dengesini sağlar dedik kalp çakrası için. Verdiğine pişman olmama hali, yani bazen verdiğin yerden alamazsın ya, hani o başka kaynaktan gelir sana, işte tam burası, kabul hali gerçeği bildiğinde gerçekleşebilir bu hal. Bence kalp çakrası artık büyüdüğün ve her şeye rağmen yürüdüğün yer.

Sevgiyle

Yeşim Atik

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

KALP ÇAKRASI