• Yeşim Atik

BAĞ(LAR), BAĞLANMAK, BAĞLANTILAR..BAĞLANTIDA KALALIM BAĞIMLI OLMAYALIM

Güncelleme tarihi: 19 Nis



İlk bağ tecrübemiz doğar doğmaz kesilen, bizi anneye bağlayan kordon bağımız. Ama artık işin hassasiyetini öğrendik, Anne ile bebeği buluşturmadan hemen kordon bağını kesmiyorlar. Sonrasında ise anne ile kurduğumuz bağ, aslında meme ile kurduğumuz bağ geliyor. Buradan aldığımız bağ tecrübesi, bizim hayatımızdaki bağları, bağımlılıkları ve bağlantıları oluşturuyor; “Yeterince besleniyor, seviliyor musun?” Ben bağ kurmayı çok seviyorum, biriyle, bir kurumla, bir evle, bir şehirle bağ kurmak, orada senelerimi geçirmeyi seviyorum. Ama ben ‘bağ kurmayı’ seviyorum, bu, orada kayıtsız şartsız gözü kapalı kalmak demek değil benim için. Orada bağ kurmanın ötesinde başka bir şey gelişiyor ve bir yük gibi kendini taşıtmaya başlıyorsa,  kafamı bir kaldırıveriyor, dur diyorum. Bağlılık, gerekli bağlar kurmak güzel, fakat her ne olursa olsun, o durum bir mürid gibi olmaya gitmemeli, işte bu sağlıksız olan tarafı.

“Sağlıklı bağlar nasıl kurulur?” Asıl soru bu olmalı.  “Sen yanımda ol, sıkı sıkı tut elimi ama sen olmadığın zaman ben üşümeyeyim, elimi tutmadığında düşmeyeyim.” Yağız ilk okula başladığında, okula getirip götürüyordum. İlk gün elimi sıkı sıkı tuttu hiç bırakmadı, ben de onu sıkı sıkı tuttum. Okul yakındı aslında, ama o zaman o güvene ihtiyacı vardı. Bir kaç gün sonra  çocuklar ve kadınlar birlikte okula gitmeye başladık, çocuklar önden yürüyor biz kadınlar sohbet ederek arkalarından gidiyoruz. Arada dönüp bakıyordu bizimki, orada mıyım, geliyor muyum diye. Bir ay sonunda arkasına bakmamaya başladı, güvenli alanda olduğunu anladı ve sonra bir gün “siz gelmeyin ben kendim giderim” dedi. Çünkü o da yeni bağlar kurdu, güven sağladı, bağ kurarken en güvende hissettiği yerden destek aldı. Bağ, orada olduğunu bilmek, güvende hissetmek ama yapışmamaktır.  Sağlıksız bağları, yani aslında bağımlılıkları keserek birey olabiliriz. Kendi duygularımızla, hislerimizle, bedenimizle bağımız güçlendikçe, güven duyar-güven veririz ve bağımlılık değil bağ kurarız. Yoga, seni dönüştürmeye elle tutulan bedenden başlar. Bedeninle bağların güçlendikçe, hislere doğru yolculuk da başlar. Yoga yaparken tavrın dönüştükçe, farkındalığın arttıkça bağlarını ve bağımlılıklarını gözden geçirmeye başlarsın. Dönüşümü sadece sen gerçekleştirebilirsin.  Öğretmenler, yoga, enerjetik çalışmalar vs. hepsi bir rehberdir. Yolda nasıl yürüyeceğini kendin seçersin. Burada da bağ kurmak ile bağımlılık arasındaki o ince bir çizgi var; yoganın, öğretmenin veya enerjetik çalışmaların bağımlısı olmak, kimseyi sağlıklı bir yolda yürütmez. Eğitimlerimde “başka yin derslerine, başka stüdyolara gidin, tek bir hocaya, tek bir ekole yapışmayın, deneyin, deneyimleyin, her hocadan öğrenecek bir şey mutlaka vardır” derim. Çünkü çeşitlilik zenginleştirir, zihni açar. Köklenmek kendi özüne kök salmak demektir; bir şeye, bir insana, bir yere vs çakılıp kalmak, sabitlenmek demek değil. Bağlan, köprülerini kur, zenginleş; ama önce kendinle… Önce ‘sen’ ile bağ kuramazsan eğer, bağımlılık yaratmaktan öteye kendini taşıyamazsın.


Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

KALP ÇAKRASI

KALP ÇAKRASI